|
|
May 02 Hayvanlarin yuzune baktiniz mi? Rozi... Kedimin adiydi. Eski esimden haberlerini aliyordum ama simsiyah tuylerini oksamayali, tatli hiriltisini isitmeyeli epey olmustu.
Uzun yasamin sinirlarini zorladigini biliyordum.
Sonra bir gun beklenen telefon geldi: "Uc gundur yatiyor. Bedeninden can cekileli cok oldu. Su icmek bir yana, kipirdamiyor bile. Sanki bir seyi bekliyormus gibi... Bir turlu veda edemiyor!"
Firladim gittim.
Mutfagin tam ortasinda yatiyordu. Cok eskiden tatli bir heyecanla birbirimize carpip durdugumuz, bacaklarimiza mutlulukla surtundugu yere bitmis tukenmis bedenini boylu boyunca birakmisti.
Incecik siyah bir siluetten ibaretti.
Gozleri kapaliydi, soluk alip verdigi belli olmuyordu.
Yere coktum. Kurumus tuylerinin uzerinde parmaklarimi dolastirdim.
Sonra kulagina fisildadim: "Rozi... Kizim."
Bogazim tikandi. Ama toparlanip devam ettim: "Haydi guzel kizim! Vakit geldi. Yorma, zorlama kendini, birak!.. Yolun acik olsun, dualarim seninle!"
Optum sonra basini, kulaklarini, gozlerini, artik islakligini da kaybetmis minik burnunu.
Iki dakika kadar gecti.
Inanilmaz bir sey oldu. Uc gundur kipirdamadan yatan hayvan basini kaldirdi.
Yuzunu cevirip bana bakti. Oysa nasil zordu bu hareket onun icin!
O an butun agirligiyla dusup yere carpmasin diye kus kadar hafiflemis basini elimle tutup hafifce yere biraktim.
Tekrar kapadi gozlerini.
Tuhaf bir ferahlik hissi doldurdu o an icimi.
Kalktim. Vedalasip ciktim. Gazete benden yazi bekliyordu, is guc vardi.
Yarim saat sonra gelen telefon, Rozi'nin artik oldugunu haber veriyordu.
Basini kaldirip bana son kez bakisi, sanki vuslata ermis gibi yuzune yayilan rahatlama ifadesi zihnime civilenip kaldi.
Bu olayin uzerinden dort yila yakin zaman gecti, hâlâ dun gibi aklimda. Oyle de kalacak!
***
Haydi insanlarin yuzune dogru duzgun bakmiyoruz, gozlerine hele, neredeyse hic! (Oysa Levinas, "ahlak, baskasinin yuzuyle, o yuze bakarak baslar" der ki, durup dusunmeye deger.)
Hic degilse, hayvanlarin yuzlerine baksak!
O zaman hicbir hayvana hasin davranmak, eziyet etmek, onlari itip kakmak icimizden gelmez. Bundan eminim.
Hayvanlardan korkanlara, onlardan nefret edenlere dikkat ediyorum. Hepsinin kafasinda hayvanlara dair ustunkoru bir imaj var; cansiz bir resim, o kadar!
Hicbiri durup gercekten bir kopegin, bir kedinin yuzune bakmamis!
Hep kendi korkusunu onde tutmus ama onlarin korkusunu umursamamis! Hayvanlarin gozlerinde titresen caresizligi, aciyi, sefkat arayisini hic tanimamis.
Oysa o kucucuk gozlerde daha ne anlamlar, ne dunyalar sakli!
Diyelim ki; biz fobilerimizin esiriyiz. Bari cocuklarimizi bu fobilerden koruyalim!
Herkes evine hayvan alsin, beslesin buyutsun demiyorum.
Cocuklarimiz hayvanlari sadece bir sus ya da korku nesnesi gibi algilamasin, yeryuzundeki hayatin sadece maddeten degil manen de ne kadar zengin oldugunu ve bu manevi zenginligin bir kisminin da hayvanlara ait oldugunu kavrayabilsinler istiyorum.
***
Hayvanlara eziyet denince...
Aklimiza hemen gecen gun gazetelere yansiyan, Denizli'de bazi sokak hayvanlarina yapilan eziyet ve iskencelerin fotograflari gelmesin! Sokak kopeginin boynuna kocaman bir tahta gecirilip sIkilmisti. Kedinin ise arka sol bacagina tel baglanmis, kafasina civili tahtayla vurulmustu, hatirlayacaksiniz.
Tamam, bu tur bir gaddarlik bastan sona psIkopatolojiktir. (Son calismalar ve FBI raporlari, hayvanlara ozel olarak iskence edenlerle seri katillerin ve tecavuzculerin ayni psIkolojik ozellikleri ve cogu zaman da ortak bir kaderi paylastiklarini gosteriyor.)
Ama karsimiza cikan her kediye, kopege tekme sallamaya kalkismak, kotu kosullardaki hayvanat bahcelerine ses cikarmayip hayvanlara findik fistik atip onlari sopayla durtmek de eziyet degil mi?
Hele hele hayvan dovusleri duzenlemek ve siritarak bu dovusleri seyretmek iskencecilik degilse ne!
Bir bakin o hayvanlarin yuzune!
Iciniz kaldiriyor mu?
Kaldiriyorsa...
Onlar hayvan. Ama siz insan misiniz, ben pek emin degilim! Hasmet Babaoglu
April 17
Dünyanın en zehirli yaratıkları
- En zehirli kertenkele türü
- Gila canavarı
- Halodurma Suspectum
- Amerikada yaşıyor
- Isırığı Tedavi edilmezse
ölümcül olabilir
- Dünyadaki en zehirli örümcek
- Sydney Funnel-web örümceği
- Avustralyada yaşıyor 3-4 cm
- 1 saatte kesin ölüm
- 1 mg zehiri 10.000 fareyi
- öldürüyor - Atracotoxin
- Dünyanın en zehirli akrebi- İsrail sarı akrebi 5-6 cm
- Death Stalker - Leirus Guinguestriatus
- Ortadoğuda yaşıyor, 1 mg zehir 15 bin fareyi öldürür
- Zehiri insanı 1 saatte öldürebiliyor - Agitoxin
- Dünyada bilinen en zehirli yılan
- Inland Taipan - Oxyuranus Microlepidotus
- Bir ısırığındaki zehir aynı anda 100 insanı öldürebilir
- Avustralyada yaşıyor, Kobradan 100 kat Kara Mambo yılanından 50 kat daha güçlü zehiri var
- Dünyadaki en zehirli 3. yaratık bir deniz anası
- Box jelly fish – Chironex Fleckeri
- Ölüm sadece 5 dakika sonra geliyor
- Hind Pasifiğinde yaşıyor
No : 2
- Dünyadaki en zehirli 2. yaratık bir ahtapot-Japonya
- Blue ringed octopus- Hapalechlaena Lunulata
- Zehiri sadece 3 dakikada öldürüyor – Tetradotoxin
- Siyanürden 10bin defa daha zehirli
VEEEE…… ŞAMPİYON
O kimseyi ısırmıyor , O kimseyi sokmuyor. Ama zehiri ( Batrachotoxin ) bilinen en etkili zehirden bile 250 kat daha güçlü.Ve tüm vücudunu kaplıyor Onu ellediğiniz anda bile felç geçirebiliyorsunuz … Eğer kazara yutarsanız ölüm sizi 1 dakikadan daha az bir zamanda buluyor
Zehir oku kurbağası
- Phyllobates Terribilis Kolombiyada yaşıyor
- Neredeyse tüm vücudu zehirden yapılmış
- 2 Cm. boyunda
- Ellediğiniz anda cildinin üzerindeki 400 ayrı alkali zehir derinize yayılıyor
- Eğer zehir kana karışırsa ölüm 1 dakikadan daha az zamanda geliyor
- Tek bir kurbağanın üzerindeki zehirle 30.000 fareyi yada 150 insanı aynı anda öldürmek mümkün
Ve bu kadar zehirli olmayı bu sineği yemekle sağlıyor
- Belki de en zehirli yaratık o !!!
SON March 23
Arılar ve Sinekler
Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar.
Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı
başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor.
Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.
Ancak biraz derinlemesine düşününce, karşımıza dikilen gerçek çok daha farklı.
Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü.
Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler ise malum.
Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır, uzak durmaya çalışırız.
Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz.
Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir.
Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir.Ve bu uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir.
Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır.
Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır , karanlığa yürüyenlerdir, karanlık düşüncelerdir.
Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur.
Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır.
SADECE kendi yaşamları söz konusudur.
Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler.
Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların, karanlık sığınaklarıdır cünkü, izlerini rahatça kaybettirirler.
Arıyı kovalamak isterseniz savaşır, engellere aldırmaz.
Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve değerleri için ölür.
Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere.
Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yiyeceklerinize, üstünüze, başınıza konarlar.
Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.
Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.
Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.
February 19
Karincalar uzun yola ciktiklarinda yuvaya geri donmek icin, katedilen yolu attiklari adimlarini sayarak akillarinda tutuyor.Yem avina cikan karincalar, yuvanin yolunu bulmak icin insanlar gibi dogadan isaretlerden yararlaniyor. Bilim insanlari, karmasIk dogal bitki ortusunun icinde karincalarin yolunu nasil buldugunu arastirdi. Sonucta, karincalarin attiklari adimlari saydigi ve ayni olcude geri donerek yuvaya ulastiklari ortaya cikti.Bilim insanlari, Sahra Colu'nde yasayan Cataglyphis fortis turune ait karincalari bir cizgi boyunca yurumelerini saglayacak sekilde egitti. Karincalar yuvadan cikarak 10 metre uzaktaki yeme dogru yol almayi ogrendiler. Bilim insanlari, deneyin birinci etabinda yuvanin veya yemin yerini degistirerek karincalarin reaksiyonlarini olcumledi. Yem veya yuvanin yeri degistirildiginde karincalar, alistiklari mesafeyi katettikten sonra afalliyor ve yem veya yuvayi bulma umidiyle etraflarini kontrol etmeye basliyorlar. Bu bulgu karincalarin mesafeyi ogrendigi seklinde yorumlandi.
*BACAK BOYUNA INCE AMELIYAT *
Almanya'dan Ulm, Isvicre'den Zurich Universitesi uzmanlari, deneyin ikinci etabinda bir ameliyatla karincalarin yarisinin ayaklarina fizyolojilerine uygun bir materyelden eklemeler yaparak bacak acis mesafelerini uzatti. Denek karincalarinin diger yarisinin ise, ayaklari bir operasyonla kisaltildi. Bacak acis mesafelerinin degistirilmesindeki amac, denek karincalarin birinci etapta ogrendikleri mesafeyi olcup olcmediklerini gozlemlemek.
*KARINCALAR YENI BACAK BOYUNA ALISIYOR *
Bacak boylari degisen karincalar, orijinal yuva-yem mesafesini katettiklerini dusunduklerinde her zamanki gibi duruyor ve aranmaya basliyor. Ancak bacak boylari uzun olanlar, yemi geciyor, kisa olanlar ise yeme ulasmamis oluyor. Ancak karincalar zamanla yeni ayak boylarina alistiklarinda, adim atislarini yeniden uyarlayarak yuva-yem mesafesini yeniden ogreniyorlar.
*MESAFE OLCUTU ADIM SAYISI *
Arastirma ekibi baskani Ulm Universitesi norobiyologu Harald Wolf, karincalarin attiklari adimi saydiklarini one suruyor. Dr. Wolf, deneyin gelecek asamalarinda karincalarin adim sayisini saymanin yani sira buna dayali olarak uzaklik tahmini yapip yapmadiklarini da arastiracaklarini dile getiriyor. Rifa Battaloglu
|